Anadolu’nun 100 Yıllık Sesi: Anadolu Ajansı

Anadolu’nun 100 Yıllık Sesi: Anadolu Ajansı
  • 06.04.2020
  • 564 kez okundu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunu tüm dünyaya duyurmak ve Anadolu’nun sesi olmak için 100 yıl önce 6 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kurulan Anadolu Ajansı’nın (AA) bugün 100. yılı. Anadolu Ajansı, 6 Nisan 1920’de kurulduğundan bu yana Anadolu’nun sesi olmaya devam ediyor.

Kurtuluş mücadelesinin duyurucusu, Kuvayi Milliye Hareketi’nin ses getiricisi, ulusal bağımsızlık savaşının bilgilendiricisi, ulusal şuurun sağlanmasındaki pekiştirici etken olan Anadolu Ajansı, kuruluşundan bugüne kadar en önemli hedefi olan Anadolu’nun sesi olma görevini 100 yıldır yerine getiriyor. “Anadolu Ajansı” ismi Halide Edip Adıvar ve gazeteci Yunus Nadi tarafından Akhisar kasabası tren istasyonunda 31 Mart 1920’de verildi. Vatanı kurtaracak olan evvela Anadolu olduğu için bu ajansın adının da “Anadolu” olmasının uygun olduğunu söyledi Halide Edip Adıvar. Kuruluşu ile pek çok önemli olaya katkısı olan Anadolu Ajansı, en temelinde hükümet ve halk arasındaki bağı sağladı ve yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sesini tüm Anadolu’da duyurdu.

Genç İfade ekibi olarak Anadolu Ajansı’nın 100 yıllık serüveninin son 23 yılına şahitlik eden Anadolu Ajansı Samsun Bölge Müdürü İsa Sansar ile Ajansın 100. yılına dair konuştuk.

“Milli aynı zamanda gazi bir ajans”

Bugün 100 yaşına giren Anadolu Ajansı’nın yaklaşık çeyrek asırlık bölümünde bulunmanın, tarihe tanıklık etmenin, taş üstüne taş koymanın kendisi için büyük bir onur ve gurur olduğunu dile getiren Anadolu Ajansı Samsun Bölge Müdürü İsa Sansar “Anadolu Ajansı Milli Mücadele’nin sesi olmak için kuruldu, yani milli bir ajans aynı zamanda gazi bir ajans da. Aslında 100 yıldır milli mücadelesini sürdürüyor. Bugün de güçlü bir şekilde sürdürüyoruz. Anadolu’nun sesini güçlü bir şekilde dünyaya duyurmaya çalışıyoruz.” dedi.

Sansar, Ajansın kuruluş tarihini vurgulayarak “6 Nisan 1920. Yani meclis açılmadan 17 gün önce Anadolu Ajansı kuruluyor. Bu açıdan bakıldığı zaman da büyük bir ileri görüşlülüktür. Çünkü o dönemin şartlarında da şu anda da bir mücadele yapıldığı zaman onu güçlü bir şekilde aktaracak enformasyon aracına ihtiyaç vardır.” şeklinde konuştu.

“Anadolu Ajansı geçtiyse doğrudur” 

Teknolojinin ilerlemesiyle dezenformasyonun arttığını ve bilgi kirliliğinin çoğaldığı bu dönemde insanların haber alma ihtiyacının en doğru yerden karşılama isteğinin ön plana çıktığını belirten Sansar “Geçmişten bu yana “Anadolu Ajansı geçtiyse doğrudur” mantığı hep ön plana çıkmıştır. Aslında bu durum teknolojinin geliştiği bu dönemde sektörü zorlamıştır. Çünkü hız kimi zaman doğru haberin önüne geçmiş, hızlı habercilik anlayışı ile haberin ekseninde kaymalar yaşanmıştır. Hızlı habercilik de bizim ilkelerimizden biri, ama en önemli ilkemiz güvenilir habercilik, doğru haberciliktir. Bu süreçte bunu en iyi şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. Çünkü biz tarihe tanıklık ediyoruz. Geçtiğimiz haberler kimi zaman mahkeme tutanaklarında belge niteliğine dahi giriyor.” dedi.

Sansar, toplumu doğru bilgilendirmenin hızlı bilgilendirmekten daha önemli olduğunun altını çizerek haberin toplumda bir fikir oluşturduğunu, bir tanımlama yaptığını bu nedenle Ajansta haber geçerken öncelikle teyit ederek haberin doğruluğundan emin olduktan sonra yayınladıklarını belirtti. İnsanların, hatta basın organlarının önemli bir haber duyumu alsalar dahi kimi zaman doğruluğundan emin olmak için Anadolu Ajansı’nın haberi geçmesini beklediğini ve bunun büyük bir sorumluluk olduğunu kaydeden Sansar “Bu güven duygusunu yitirmeden 100 yıldır kurumumuz milletin sesi olmaya devam etmektedir.” diye konuştu.

Milletin sesi Anadolu Ajansı

Anadolu Ajansı’nı dünyada diğer basın kuruluşlarından ayıran en çarpıcı özelliğinin kuruluş gayesi olduğunu vurgulayan Sansar “Kurtuluş Savaşı döneminde Milli Mücadele’nin sesi olması için kurulan ajansımız 100 yıldır milletin sesini, dünyada güçlünün değil doğrunun ve mazlumun sesini duyurmak için etkili bir şekilde çalışmasını sürdürmektedir.  Millî mücadele döneminde Anadolu halkının sesi olan ajansımız, aynı şekilde 15 Temmuz’da FETÖ’nün hain darbe girişiminde ve sonrasında da milletin sesi olmaya devam etmiş; bu hain yapının deşifre edilmesi noktasındaki çalışmaları da güçlü bir şekilde aktarmaya devam etmektedir.” dedi.

Sansar, dünyanın salgın hastalıkla mücadele ettiği bu dönemde de yine güçlü bir şekilde halkı doğru bilgilendirmek için kararlılıkla çalışmasını sürdüren Anadolu Ajansı’nın kuruluş gayesini her daim muhafaza etmekte olduğunu, bundan sonra da yüzyıllarca bu coğrafyanın güçlü sesi olmaya devam edeceğini söyledi.

“Acılarını paylaşırken işimizi de sürdürdük”

Sansar, ülke çapında güçlü olan Anadolu Ajansı’nın her geçen gün dünya çapında da etkin, saygın, adından söz ettiren haber ajansları arasında yer aldığını belirterek böyle bir kurumun bir parçası olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Sansar, Anadolu Ajansı serüvenini şöyle aktardı: “Anadolu Ajansı’na işe girmek için başvuru yaptığımda “Hiçbir talebim yok, gece gündüz çalışabilirim. Sadece bu kapıdan içeri girmek istiyorum.” dedim. O kapıdan girdiğimde dünya benim olmuştu. O günden bu yana var gücümle, elimden geldiğinin fazlasıyla kurumumun başarısında az da olsa pay sahibi olmak, 100 yıllık bir kurumun gelişimine, büyümesine tanıklık etmek benim için her şeye değer.”

Anadolu Ajansı’ndaki 23 yıllık meslek yaşamında birçok olaya tanıklık ettiğini belirten Sansar, mesleği gereği birçok üzücü olaya şahit olduklarını söyledi. Duygularına hâkim olamadıkları pek çok olay yaşadıklarını söyleyen Sansar, sahada şahit olduğu anları şu sözlerle dile getirdi: “Marmara depreminin etkilerini yaşarken, acılarını paylaşırken aynı zamanda işimizi de sürdürdük. 2004 yılında tsunami felaketinin yaşandığı Sri Lanka’ya Anadolu Ajansı adına Türk Kızılayı’nın yardım götüren ekibindeydim. O bölgedeki acıları görürken ülkemizi o zor anlarında yanlarında hisseden dünyanın başka bir ucundaki o insanların mutluluğuna, duasına şahit oldum. 2011 yılında Van depremine ilk giden ekip içerisinde yer aldım. Azra bebek enkaz altından çıkarılırken, o minik bedenin hayata tutunma anına şahitlik ettim. Suriye’deki olaylar başladığında Adana’da görev yaparken yalınayak ya da terlikle evlerini terk eden Suriyelilerin tek umut olarak gördüğü Türkiye’ye Hatay sınırından sığınmalarına şahit oldum. Annesini, babasını kaybeden veya savaşın etkilerini vücutlarında hisseden çocukların dramına tanıklık etmek, bunların her biri aslında beni derinden etkileyen olaylar.”

“Gelecek 100 Yılın Habercileri”

Okulunda eğitimini aldığımız mesleğimizin ilkelerine göre yapıldığı en önemli merkezlerin başında Anadolu Ajansı’nın geldiğini, Anadolu Ajansı’nın aynı zamanda bir okul olduğunu söyleyen Sansar “Şu anda Haber Akademisi ile yeni nesil gazetecilere savaş muhabirliği dahil birçok alanda eğitim verilmekte, teorik bilgiler pratiğe dökülmektedir.  Anadolu Ajansı, kuruluşunun 100’üncü yılı kapsamında hayata geçirdiği “Gelecek 100 Yılın Habercileri” projesi ile de sizin gibi iletişim fakültelerinde eğitimlerini sürdüren öğrencilerin haber çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmaları için fırsat sunmuştur. Bu açıdan da aslında kurumumuzda çalışırken de eğitimimiz sürekli devam etmekte, sürekli yeni bilgilerle kendimizi donatma fırsatını bulmaktayız.” dedi.  

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına sadece 17 gün kala kurulan Anadolu Ajansı, 100 yıllık bu serüveninde global bir haber ajansı haline geldi. Anadolu Ajansı, bugün dünyanın 41 merkezindeki ofisleri, yüzden fazla ülkede 3 bin’den fazla personeliyle 7/24 yayın yapıyor. Türkçe, İngilizce, Arapça, Boşnakça, Rusça, Fransızca, Kürtçe/Kurmanci vb. 13 dilde yayın yapan Anadolu Ajansı, günde 18 canlı yayın, 2 bin 350 fotoğraf, 9 infografik, 2 bin haber ve 435 video haberi 100 ülkede binlerce kullanıcısına sunuyor. Anadolu Ajansı haber servis etmenin yanı sıra Haber Akademisi ile Savaş Muhabirliği Eğitimi, Genel Medya Eğitimleri, Yurt İçi Medya Eğitimleri, Yurt Dışı Medya Eğitimleri ve Kurum İçi Eğitimleri gibi muhabirlik eğitimleri de veriyor. Ajans, İletişim Fakültelerinde temel kaynak olarak kullanılan Muhabir- Habercinin Temel Kitabı ile birlikte Gökyüzünden Türkiye, Cep Telefonundan Fotoğraf Çekmenin Püf Noktaları, Türkçeyi Doğru Kullan, Savaş Muhabiri vb. sektöre katkı sağlıyor.

Haber: Nazlı Erşahin

Etiketler: / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ