Atatürk, Samsun ve Yerel Basın Paneli

Atatürk, Samsun ve Yerel Basın Paneli
  • 02.05.2019
  • 679 kez okundu

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İletişim Fakültesi’nde 19 Mayıs 1919’un 100. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında “Atatürk, Samsun ve Basın” adlı panel gerçekleştirildi.

İletişim Fakültesi düzenlenen panel’de OMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Önder Duman, İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Beste Nigar Erdem ve Gazeteci-Yazar Osman Kara bilgilerini katılımcılarla paylaştı. Panele Hukuk Fakülte Dekanı Hasan Tahsin Keçeligil, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcıları Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Oktan, Dr. Öğretim Üyesi Sinan Kaya, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinan Kaya “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah Arkadaşlarının Samsun’a çıkışının 100.Yılını kutladığımız bugünlerde Fakültemiz tarafından düzenlenen “Atatürk, Samsun ve Basın” konulu panelimize hoş geldiniz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletin müşterek sesi olarak ifade ettiği basın, milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturmalıdır. Çünkü bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa, bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehber olarak görülmektedir. Gazetecilerin, gördüklerini, düşündüklerini ve bildiklerini samimiyetle ve doğru olarak yazmaları, Atatürk’ün de belirttiği bu çelikten kaleyi, düşünce yolu kalesini daha da sağlamlaştıracaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bizlere bağımsızlığımızı ve devletimizi kazandıran şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.” dedi.

19 Mayıs’ın önemi

İlk olarak söze başlayan Dr. Öğretim Üyesi Beste Nigar Erdem 19 Mayıs tarihinin milli mücadele açısından önemine değindi. Dr. Öğretim Üyesi Beste Nigar Erdem “Samsun ve 19 Mayıs, milli mücadele için olduğu kadar Mustafa Kemal Atatürk için de çok önemlidir. Zira uluslaşma sürecinin O’nun tarafından kaleme alınan öyküsü şeklinde varsayılabilecek Nutuk, ‘1919 senesi Mayısının 19. Günü Samsun’a çıktım.’ cümlesiyle başlar. Bu açıdan Samsun ve Samsun’da yürütülen yerel basın faaliyetleri milli mücadele açısından önemli yer teşkil etmiştir.” dedi.

O dönemlerde basının yaşadığı sıkıntılara da değinen Dr. Öğretim Üyesi Erdem “Şüphesiz ki basın, ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel hayatın şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle toplumsal dönüşüm ve kırılma süreçlerinde basın özgül görevler üstlenmektedir. Nitekim ulusal bağımsızlık hareketinin örgütlenmesinde ve uluslaşma sürecinde dönemin basını da önemli bir mücadele örneği göstermiştir.” dedi. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Türkiye’de yeni bir döneme girildiğini söyleyen Erdem “ Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonraki 1918-1923 yıllarını kapsayan dönemde, merkezi İstanbul’da olan Osmanlı hükümeti ile Ankara’yı merkez edinen Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti vardır. Basın da bu duruma paralel olarak İstanbul Basını ve Anadolu basını olarak iki merkezde gruplaşmıştır.” şeklinde konuştu. Milli mücadele dönemindeki İstanbul ve Anadolu basını hakkında bilgiler veren Dr. Öğretim Üyesi Erdem “İstanbul basınını ele almak gerekirse, İstanbul’un işgalinden önce çıkarılan kararname ile her türlü yazılı ve basılı kâğıdın askeri yönetimden ya da sansür kurulundan ruhsat alınmadan basılmasının yasaklandığını söyleyebiliriz. 16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgalinden sonra sansüre işgal kuvvetleri de katılır. Dolayısıyla işgal ve katı sansür uygulamasının olduğu bir ortamda basının bağımsız  hareket etmesi olanaksızlaşmıştır.” ifadelerini kullandı. İstanbul basını için çizilen bu tablonun Anadolu basını için geçerli olmadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Erdem, hem İstanbul hükümetinin hem de işgal kuvvetlerinin sansür uygulamalarından uzak olmasıyla ilişkili olarak Anadolu basının daha bağımsız hareket edebildiğini dile getirdi. Erdem, ekonomik koşulların yetersizliği nedeniyle Anadolu basınının zor şartlar altında yayım yaptığını da vurguladı.

 “Mustafa Kemal basının gücünün farkında”

Mustafa Kemal Atatürk’ün, basının ve iletişimin Anadolu hareketinin örgütlenmesinde ve uluslaşma sürecinde en önemli itici güçlerden biri olarak gördüğünü kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Beste Nigar Erdem “Mustafa Kemal hem yurtiçine hem de diğer ülkelere Anadolu hareketini anlatmak için telgrafı, gazeteleri ve haber ajansını etkili bir şekilde kullanmıştır.” dedi. Konuya ilişkin olarak Amerikalı gazeteci Louis E. Browne’u örnek veren Erdem şöyle konuştu: “Halide Edip Adıvar’ın tavsiyesi üzerine Sivas Kongresi’ne Louis E. Browne adlı Amerikan Chicago Daily News gazetesi muhabiri gelmişti. Browne, izlenimleri doğrultusunda yoğun telgraf haberleşmesinden etkilenmiş ve ‘Bu gece gördüğüm kadar iyi işleyen bir telgraf şebekesini ömrümde görmedim’ demiştir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün aynı zamanda ulusal bağımsızlık savaşı hakkındaki olumsuz neşriyata dair uygulamalar yaptığını anlatan Erdem, “Mustafa Kemal, Anadolu halkının etkilenmemesi için milli mücadele karşıtı gazetelerin İstanbul’dan Anadolu’ya gelmesinin engellenmesi ile ilgili kolordulara emir vermiştir. Ayrıca bir düzenleme yapılarak, sansüre uymayanların Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile cezalandırılması istenmiştir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

 “Geldikleri gibi giderler”

Sözü devralan Prof. Dr. Önder Duman ise Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun günlerinden bahsetti. Mustafa Kemal’in Samsun’a geliş sürecini anlatarak söze başlayan Duman “1918 yılında I. Dünya Savaşı sona erdiğinde Mustafa Kemal Paşa Halep’te ordusunun başındaydı. Oradan Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı görevine atandı. Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince Osmanlı Ordusu terhis edilince İstanbul’a çağırıldı. İstanbul’a vardığında işgal kuvvetlerinin boğazdaki gemilerini gördü ve yaverine herkesin bildiği ‘Geldikleri gibi giderler.’ sözünü söyledi. Dediği gibi de oldu ve 5 yıl sonra İtilaf Devletleri İstanbul’u terk etti.” dedi. Mustafa Kemal’in İstanbul’a gelişindeki amacının ilk başta farklı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Önder Duman “Mustafa Kemal o süreçte 6 ay İstanbul’da kaldı. Kendisi o zamanlar ilk olarak milli bir hükümette harbiye nazırı olmak istiyordu. Bu düşüncesi harekete geçmedi. Sonrasında  ‘Minber’ isimli bir gazete çıkardı ve orada yazılar yazdı. Arkadaşları ile bir araya gelip hükümeti düşürme niyetli komitecilik faaliyetleri yaptı. En sonunda İstanbul’da yapılacak bir şey kalmadığını anladı ve Anadolu’ya geçip orada mücadeleye devam etmeye karar verdi.” dedi. Mustafa Kemal’in eline geçen fırsatı iyi değerlendirdiğini anlatan Prof. Dr. Önder Duman “Samsun ve çevresinde çıkan asayiş sorunlarını çözmesi için İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından zorlanan Osmanlı Hükümetince görevlendirilip Samsun’a gönderildi.” diye konuştu.

2. İzmir Vakası

Mustafa Kemal’in Samsun’un işgal edilmesini önlediğini anlatan Prof. Dr. Önder Duman “Bölgeye gidip asayiş sorununun Türk çetelerinden kaynaklı değil de Rum çetelerinden dolayı olduğunun bilgisini belgelerle ispatlayan Mustafa Kemal görevini titizlikle yaptı ve bilgilerin ulusal basınla paylaşılmasını da istedi. Bildiğiniz üzere Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesi İtilaf Devletleri’nin gerekli gördüğü yeri işgal edebileceği ile ilgiliydi. Eğer Mustafa Kemal’in bu tespit etme girişimleri olmasaydı tıpkı İzmir gibi Samsun’da bu maddeye dayandırılıp işgal edilecekti. Bu ciddiyet ile çalışmalarına devam etti.  Mustafa Kemal daha sonra Havza taraflarına çekildi.” diye söyledi.

“Biz boyun eğmedik”

Gazeteci-Yazar Osman Kara ise Milli mücadele ruhunun oluşumuna dikkat çekerek “Biz milli mücadeleyi hep askerlerin savaşmasından ibaret olarak düşündük ama o iş o kadar basit değildi. Türk milletinin vermiş olduğu mücadele dünyada örneği olmayan bir mücadeleydi. O zamana kadar her türlü acıyı yaşayan milletimiz, zalimlerin dayattığı anlaşmaları kabul etmedi, diğer devletler boyun büktü ama biz hayır dedik.” şeklinde konuştu. Direniş’in 19 Mayıs’tan çok öncesinde başladığını söyleyen Gazeteci- Yazar Osman Kara “Milli mücadele insanların kafasında bir gecede oluşmadı. Çok öncesinde başladı bizim mücadelemiz. Birçok subayımız yaptıkları ile milli mücadeleye destek verdi. Cepheden cepheye koşan ve dünyanın en büyük askeri güçlerine karşı koyan, müthiş kurmaylık zekâsı ve vatanseverlik gösteren bir kadronun planladığı olaylar silsilesi ile direniş başarıya ulaşmıştır.” dedi.

Mustafa Kemal Atatürk hep milli iradeyi işaret etti

Atatürk’ün asker kimliği yanında başarılı bir diplomat olduğunu ve kamuoyu oluşturmanın önemini bildiğini söyleyen Osman Kara “Mustafa Kemal ve arkadaşları meselenin milli bir mesele olduğunu ve kamuoyu oluşturmanın elzem olduğunu bildiler ve Hakimiyet-i Milliye, İrade-i Milliye gibi gazetelerle hep milli iradeyi işaret ettiler. Postaneler kurarak, telgrafı kullanarak bilgi enformasyonu hep devam ettirildi. Milli mücadele bir iletişimdi. Mustafa Kemal’i oraya gönderenlerin istedikleri tablo bu değildi. Onu bağımsızlık hareketlerini bastır diye gönderenler iş işten geçtiğini çok sonradan fark ettiler ama iş işten çoktan geçmişti.” diye söyledi.

Mustafa Kemal’in basın yoluyla bütünleşmeyi sağlaması

Atatürk’ün insanlar arasındaki iletişimi ve toplumla bütünleşmeyi basın yoluyla yaptığını söyleyen Osman Kara “Anadolu’da önemli işlere imza atmış birçok insan vardır ama birisine bir parantez açmak istiyorum. O kişi Samsun Havza’lı Zübeyirzade Mehmet Fuat Efendi’dir. O zamanlar kendisi bir gazetede çalışıyordu. Kendisi Atatürk’ü ziyaret eden Havza’lı heyet içerisinde olmuş ve Atatürk onlardan bir müdafaa-i hukuk kurmalarını istemiştir ve onlarda bu görevi yerine getirmiştir. Sonrasında Havza’da 2 miting yapılır. Birisinde konuşmacı Mehmet Fuat Efendi’dir. Halkı milli mücadele için silahlanmaya ve savaşa davet eder. Bunu duyan iş yeri onu işten atar. Bu olay Atatürk’ün kulağına o Sivas’ta iken ulaşır. Burada onun liderliğini görüyoruz. Atatürk, Refet Bele’ye talimat verdirir ve o adamın gazetede işine tekrar alınmasını sağlar. Lider budur, çünkü en ufak meseleler ile bile ilgilenmiştir. Milli mücadele böyle kazanılmıştır.” şeklinde konuştu.

“Vilayet matbaaları yerel basının öncüsü”

Prof. Dr. Önder Duman, Samsun’da yerel basın faaliyetlerinden bahsetti. Prof. Dr. Önder Duman “Yerel basın dediğimiz kavram Osmanlı Devleti’nde 1864 yılında başlamıştır. O yılda kurulma talimatı verilen vilayet matbaaları ilerleyen dönemde oluşacak yerel basının öncüsü olmuştur.” dedi.

Samsun’un milli mücadele döneminde yerel basının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Önder Duman “1887 yılında Hüseyin Avni Bey doğrultusunda Canik Mutasarrıflığı kuruldu ve Samsun’da bilinen ilk gazete olan Aks-ı Sada II. Meşrutiyet’ten sonra yayın hayatına başladı. Sonrasında Cumhuriyete kadar Samsun’da çok yoğun basın faaliyetleri görüyoruz. Özellikle cumhuriyetin ilanına yakın dönemde yoğunlaşma söz konusu. 17 yılda 33 yerel gazete çıkarılmıştır ve biz buna bakarak o zamanlar Samsun’da yerel basına çok önem verildiğini ve hararetli bir şekilde milli mücadele dönemi çalışması yaşandığını söyleyebiliriz.” dedi.

Panel, Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Sinan Kaya’nın katılımcılara teşekkür belgesi vermesi ve fotoğraf çekimi ile son buldu.

Etiketler: / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ