Ondokuz Mayıs Üniversitesi - İletişim Fakültesi - Uygulama Gazetesi -

Meriç’in karşı yakası

Meriç’in karşı yakası
  • 15.11.2015
  • 496 kez okundu

Sosyoekonomik ve sosyokültürel sıkıntıları da beraberinde getiren mübadele olayını tanıkların anlatımıyla sizler için derledik.

“Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” der Bedri Rahmi Eyüboğlu.  Aslında mutlu ya da mutsuz anlarımızda dinlediğimiz türküler, zamanında ne acılara, ne hüzünlere, ne sevinçlere tanık olmuştur. Göçün adeta bir kader olduğu Balkanlar’da da durum farklı değil. Büyük bir mutlulukla ya da hüzünle dinlediğimiz Rumeli türküleri, Balkan coğrafyasının makûs kaderi olan göçün, her bir kalpte nasıl derin izler bıraktığının yansıması bir bakıma.

“Mübadelenin en önemli yönü zorunlu oluşuydu”

Mübadele kavramını Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal Arı şöyle açıklıyor: “Mübadele, Kurtuluş Savaşı’nın bitiminden sonra, Türkiye’deki Ortodokslar ile Yunanistan’daki Müslümanların zorunlu değişimini öngören antlaşma uyarınca karşılıklı olarak yaşanmış olan göç olayıdır. Mübadiller açısından baktığımızda, bunun en önemli yönü hiç kuşkusuz, zorunlu oluşuydu. Yani insanlar, bulundukları yerden zorunlu olarak koparılıyor ve karşı tarafa göç etmek zorunda kalıyorlar. Mübadele Antlaşması, zaten artık şekillenmeye başlamış göçe bir düzen verdi ve ivmeyi daha da artırdı. Bu uygulama sonunda, 1 milyon 200 bin kişi Yunanistan’a göç etti. Bunlar Anadolu’nun ve Doğu Trakya’nın Ortodoks nüfusuydu. Aynı biçimde Yunanistan’dan Türkiye’ye de 500 bin kişi getirildi. Kişi açısından bakınca bu elbette büyük bir acıyı da beraberinde getiriyordu.”

Arkasında büyük bir dram bırakan mübadelenin, mübadillerin sosyal yaşamlarına olan etkisini ise Arı şu şekilde aktarıyor: “Göçler ağırlıklı olarak kış aylarında yaşandı. Bu da ölümlere ve çok sayıda hastalığa yol açtı. Göç ettiniz, sizi bir yere de yerleştirdiler. Ancak nasıl üretici duruma geleceksiniz de geçiminizi sağlayacaksınız? Çevreyi bilmiyorsunuz. Çiftçiyseniz toprağın özelliğini bilmiyorsunuz. Çevrede ne tür yerleşimler var ve bunların size karşı tavırları nasıl olacak, bilmiyorsunuz. Dolayısıyla işsizlik yaygınlaştı. Eğitim, sağlık, çevreye uyum gibi pek çok sorun ortaya çıktı. Ayrıca parçalanmış aile dramları da söz konusu oldu. Değişik yerlere yerleştirilen bazı aileler yıllarca birbirlerini bulmaya çalıştılar.”

“İlk işimiz oradan toprak getirmek”

Samsun Mübadele Derneği Başkanı Erdoğan Özoral ise göç ettikleri yerleri ziyaret ettiklerinde, oradan toprak getirmenin kendileri için önemli olduğunu vurguluyor. Özoral şöyle devam ediyor: “Dedelerimizin, nenelerimizin, atalarımızın yaşadığı yerlere gittiğimiz zaman ilk işimiz oradan toprak getirmek oluyor. Ortak değerimiz bu; toprak getirip, burada yaşamını yitirmiş büyüklerimizin mezarlarının üzerine atmak. Böylece hem kendimizi mutlu ediyor hem de öteki dünyaya göç eden büyüklerimize ufak da olsa bir hediye sunmuş oluyoruz.”

Kendisinin de 3. nesil mübadil çocuğu olduğunu ifade eden Özoral, ailesinin bazı üyelerinin yıllarca birbirlerini aradıklarını vurgulayarak şunları dile getiriyor: “Mesela büyük babamın ailesini Bursa’ya göndermişler. O tek başına gelmiş Samsun’a. 2 abisi ve bir ablası Bursa’da kalmışlar. O zamanın şartlarını, iletişim eksikliklerini, ulaşım imkânsızlıklarını göz önüne alırsak, uzun yıllar birbirleriyle görüşememişler. Bu sorunlar çözülmeye başladığında görüşmeye başlamışlar.”

Sali Aga’nın Hikâyesi

Mübadelenin arkasında bıraktığı acılara tanık olan yüzlerce mübadilden birisi de Salih Çankaya. Kendisinin deyimiyle “Sali Aga”. Amcasını ve tüm kuzenlerini nehrin diğer tarafında bırakmak zorunda kalan bir ailenin çocuğu o da. 1924 Lozan Mübadelesi ile birlikte babası Bulgaristan’dan Türkiye’ye gönderilir Çankaya’nın. Türkiye’ye geldikten sonra ailesinin diğer üyelerinden haber alabilmek için uzun yıllar mektup yazar. Ancak Soğuk Savaş döneminde Bulgaristan ile Türkiye’nin farklı bloklarda yer alması, iletişim ve seyahat etme olanaksızlığını da beraberinde getirir. Mektuplar yıllarca cevapsız kalır.

Meriç’in İki Yakası Sonunda Kavuşuyor        

Soğuk Savaş dönemi bittikten sonra, babalarının vasiyeti üzerine Türkiye’ye gelen ailenin diğer yarısı, Çankaya’yı bulma konusunda ısrarcı olurlar. Ellerinde aile üyelerine ait birkaç eski fotoğraf ile Bulgaristan’dan İstanbul’a yola çıkan akrabalar uzun uğraşlar sonucunda Çankaya’nın adresini bulurlar. Sevinç, hüzün, acı, mutluluk, tüm duygular bir arada yaşanır kavuştuklarında. Birbirlerine bir daha ayrılmamak üzere söz verir Meriç’in iki yakasının ayrı düşenleri.

Yüzyıl geçse de kalbinde hala memleket özlemi çekenlere atfen…

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ