Ondokuz Mayıs Üniversitesi - İletişim Fakültesi - Uygulama Gazetesi -

Bir kareye haber ve estetiği sığdıran fotoğraf ajansı: Magnum

Bir kareye haber ve estetiği sığdıran fotoğraf ajansı: Magnum
  • 15.06.2015
  • 527 kez okundu

Adem Cesur aslında bir inşaat mühendisi. Ama 10 yılı aşkın süredir fotoğrafla ilgileniyor. Yaklaşık 5 yıldır Samsun Fotoğraf Sanatı Derneği  (SAMFAD) üyesi olan Cesur’un hayatına aynı yıllarda haber ve belge fotoğrafçılığında dünyadaki bağımsız fotoğraf ajanslarının başında gelen Magnum Fotoğraf Ajansı giriyor. Cesur, bu andan itibaren Samsun’daki fotoğraf kulüpleri ve derneklerinde haber ve belge fotoğrafçılığı konusunda sunumlar yapmaya, bu konuya ilgi duyanlarla bir araya gelip bir tür paylaşım platformu yaratmaya başlıyor.

Genç İfade ekibi olarak Adem Cesur ile haber ve belge fotoğrafçılığından Magnum Fotoğraf Ajansı’nın önemine, dünyadaki önemli fotoğraf sanatçılarının çalışmalarından fotoğrafla ilgili görüşlerine kadar pek çok konu hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Adem Cesur kimdir?

1975 Samsun doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Samsun’da tamamladım. Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Yaklaşık 15 yıldır kontrol mühendisi olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) çalışıyorum. Aynı zamanda Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkan Yardımcısıyım.

Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? İlk fotoğraf makinanız neydi?

Lise dönemlerimde amatör kamera ile çektiğim arkadaşlarımın fotoğraflarını kartpostallara bastırarak küçük maddi kazançlar sağlıyordum, ama bunu fotoğrafçılığa başladığım tarih olarak görmüyorum. Fotoğraf çekmeye 2003 yıllarının sonuna doğru başladım diyebilirim. Fotoğrafın estetik kaygısı, sanatsal değeri o dönemde başladı bende. Çünkü ben fotoğrafın eleştirilebilen bir kavram olduğunu bilmiyordum. Fotoğraf paylaşım sitelerinin yaygınlaştığı dönem benim de fotoğraf alanındaki asıl gelişimimi sağladığım dönemdi. Fotoğraf paylaşım siteleri insanlara fotoğrafta nasıl dikkat çekileceğini gösteriyor. İlk fotoğraf makinam Kodak’ın filmli bir makinasıydı. Fotoğrafla ilgilenenler bilir; Canon ile Nikon arasında sıklıkla bir karşılaştırma yapılır.

Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Ben hastalık derecesinde “Nikoncu”yum. Hatta duygusal bir bağım var diyebilirim.

Fotoğraflarınızı çekerken özellikle dikkat ettiğiniz teknikler var mı?

Hangi fotoğraf olursa olsun, Sabit Kalfagil hocamızın da dediği gibi temel kompozisyon kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Altın oran, ufuk çizgisi, siyah-beyaz dengesi, kontrast, gölgelerin dağılımı temel fotoğraf için olmazsa olmazlar. Ufuk çizgisi yamuk olan veya yarım kesilmiş bir fotoğrafın içeriği ne kadar zengin olursa olsun kimse estetik bulmaz.

Günümüzde oldukça yaygın olan photoshop gibi programlarla yapılan dijital oynamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Fotoğrafçılığın olmazsa olmazı diyebilirim. Ancak yine de yaptığınız işlemler fotoğrafın özünü bozacak şekilde olmamalı. Ekleme ve çıkarma yapılan fotoğraflar, fotoğraf olmaktan çıkarak resim haline geliyor. Kadraj konusunda ufuk çizgisinin düzeltilmesi, koyu pozlanmış bir fotoğrafın lightroom ile açılmasının ise yanlış olduğunu düşünmüyorum.

Siz aynı zamanda SAMFAD üyesisiniz. Sizi bulmuşken sormadan edemedik, SAMFAD ne gibi çalışmalar yapıyor? Önümüzdeki süreçte ne gibi plan veya projeleri var?

Dernek yılda iki kere düzenli olarak sergi yapıyor. Dernek kapsamında temel fotoğraf eğitimleri ve geziler düzenleniyor. Her salı akşamı, sadece kendi üyelerine değil fotoğrafı seven herkese açık olan sunum ve gösteri akşamları oluyor. Her türlü etkinliğe dışarıdan katılım yapılabiliyor. Derneğin dışında 2009 yılında F/ Fotoğraf Bağımsız Topluluğu adında bir topluluk da kurduk. 2009 yılından 2011’e kadar perşembe akşamları Magnum Ajansı’nın her fotoğrafçısını ele alıp, bu fotoğrafçının fotoğraf tarihindeki yeri, fotoğrafa katkıları hakkında konuşmalar ve sunumlar düzenledik.

Bağımsız fotoğrafçıların en önemli adresi Magnum

Tam lafı gelmişken soralım; Henri Cartier Bresson başta olmak üzere savaş fotoğrafçıları Robert Capa ve David Seymour tarafından kurulan Magnum Fotoğraf Ajansı hakkında bize biraz bilgi verir misiniz? Magnum’un önemi nedir?

Robert Capa ve David Seymour çok iyi iki arkadaşlar. Paris’te bindikleri bir trende, elinde dönemin en iyi fotoğraf makinası Leica’yı tutan birini görürler. Bu kişi Henri Cartier Bresson’dır. Bu üç kişinin yolları böyle kesişir. Bana göre Magnum’u bu kadar önemli kılan, bünyesindeki fotoğrafçılarının bağımsız olmaları. Bu durum fotoğrafçıya serbest olma şansı tanır. Herhangi bir ajans, kurum veya kişiye bağlı değiller. Bunun dışında herhangi bir fotoğrafçı veya fotoğraf ajansının, Magnum fotoğrafçılarının eserlerine bakıp da esinlenme yaşamayacaklarını düşünmüyorum. Özellikle toplumsal olaylarda Magnum’dan fotoğraf almayan bir ajans şimdiye kadar görmedim. Haber fotoğrafçılığında hem en estetik hem de olayın en iyi şekilde aktarılmasını sağlayabilen tek yer Magnum. Kısacası Magnum zirveyi temsil ediyor. Ama şu da var ki Magnum Ajansı’na katılmak kolay değil. Üyelik konusunda bir başvuru yapma şansına sahip değilsiniz. Magnum uygun gördüğü fotoğrafçıları kendisi bularak onlara 7 veya 8 sene sürecek bir çalışma planı sunuyor. Bu çalışmada başarılı olabilirseniz Magnum’a katılabiliyorsunuz. Türkiye’deki fotoğrafçılık için akla gelen ilk isim olan Ara Güler bile sadece adaylar arasında yer alabilmiş bir isim. Ne kadar üst düzeyde çalışmalara sahip olduğunu siz düşünün.

“Capa’nın adını duyduğumda benim tüylerim diken diken oluyor.”

Magnum Ajansı kurucularından Robert Capa’ya olan hayranlığınızı da biliyoruz. Peki Capa’nın sizi en çok etkileyen özelliği hangisi? Tarzını beğendiğiniz diğer profesyonel fotoğraf sanatçıları kimler?

Ben üç ölen ve üç yaşayan fotoğraf sanatçısı diye bir gruplandırma yaptım. Bunlar Magnum Fotoğraf Ajansı’nın kurucuları olan Robert Capa, David Seymour, Henri Cartier Bresson. Üç yaşayan ise Alex Webb, Nikos Economopoulos ve Sebastiao Salgado. Onların izinden bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Onlar kadar olmasa da Afgan kızının fotoğrafını çeken Steve MCcury’nin Hindistan ve Afrika serilerini beğeniyorum. Ama açıkçası Capa’nın adını duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. Benim için önemli olan onun nasıl yaşadığından çok nasıl öldüğüdür. Haber fotoğrafçısı için en talihsiz olaylardan biri olan savaş meydanında mayına basarak ölen bir fotoğrafçıdan bahsediyoruz ki bu da bana göre Capa’yı ilham alınması gereken fotoğrafçılar arasında ilk sıraya getiriyor.

Magnum Fotoğraf Ajansı özellikle haber ve belge fotoğrafçılığı konusunda en önemli fotoğraf ajansı konumunda. Size göre haber ve belge fotoğrafçılığında estetik mümkün mü? Fotoğraftaki estetik olgusunu Magnum Ajansı’nın çalışmaları çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre haber ve belge fotoğrafçılığında estetiği yakalamak mümkün. Zaten Magnum bunun en iyi kanıtı. Magnum Ajansı’na üye olan hangi fotoğrafçının çalışmasına bakarsanız bakın, bunun sağlanabildiğini siyah beyaz dengesi, ufuk çizgisi, kontrast gibi estetik unsurlarında görebilirsiniz. Magnum fotoğrafçıları hem estetik kaygı hem de haber ve belge fotoğrafçılığının gereklerini bir araya getirirler. Son derece karışık ve kaotik ortamlardan nasıl estetik fotoğraflar çıkarılabileceğini görürsünüz.

“Güzel fotoğraf çekmek, güzel fotoğraf izlemekle olur.”

Son olarak fotoğrafçılık konusunda kendini geliştirmek isteyenler için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Ben fotoğraf çekenleri temel fotoğraf eğitimi almış ve almamış olarak ikiye ayırıyorum. Temel fotoğraf eğitimi almamış insanlardan beklentilerim farklı oluyor. Rastgele sanat eseri ortaya çıkmaz. Mutlaka fotoğrafçılık eğitimi alınmalı. Diyafram, enstantene ve iso’nun ne olduğunu öğrendikten sonra güzel fotoğraf çekmek mümkün olabiliyor. Temel eğitimi alan insanlar açısından değerlendirmek gerekirse; güzel fotoğraf çekmek, güzel fotoğraf izlemekle mümkün olur. Önüne gelen her şeyi çekmek verimli olmuyor. Fotoğrafı çekerken farklı şeyler katılmalı. Temel fotoğrafçılık eğitimi almış biri öncelikle kendisine uygun olan fotoğrafçıların fotoğraflarını izlemeli ondan sonra çekime çıkmalı. Tema, fotoğrafın vazgeçilmezidir. Misal ben kırsal temalı fotoğraflar çekiyorum. Oradaki köhnelik, yıkılmışlık, terk edilmişlik fotoğrafımın teması oluyor.

Sizinle röportaj yapma imkânını bize sunduğunuz için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben teşekkür ederim. Son olarak şunu eklemek isterim; yeni başlayanlar ikinci el dijital SLR makina tercih etsin. Bunlar çabuk bozulan aletler değiller, çok sağlamlar. Özelliklerini kurcalayıp daha iyi çözebilirler. Çektiğiniz fotoğraflarda fotoğrafın içinde logo veya isim kullanmayın, bu durum fotoğrafı öldürür.

 

Etiketler: / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ