İletişim’de ‘Propaganda ve Medya’ Masaya Yatırıldı

İletişim’de ‘Propaganda ve Medya’ Masaya Yatırıldı
  • 05.03.2019
  • 382 kez okundu

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İletişim Fakültesi’nde Üniversiteli Akil Gençlik Topluluğu tarafından “Propaganda ve Medya” konulu bir söyleşi düzenlendi.

İletişim Fakültesi ile Üniversiteli Akil Gençlik Topluluğu tarafından düzenlenen söyleşiye Sabah Gazetesi Doğu Anadolu Bölge Muhabiri Furkan Nehri konuşmacı olarak katıldı.
Söyleşiye İletişim Fakültesi Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Oktan ve Dr. Öğr. Üyesi Sinan Kaya, Rektör Danışmanı ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Onur Bekiroğlu, Akil Gençlik Topluluk Başkanı Resul Kazanbaş, OMÜ Öğrenci Konseyi Başkan Vekili Muhammet Koçhan, Öğrenci Konseyi Başdanışmanı Onur Şen, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

“İnsanlık hep mücadelelere sahne oldu”
İnsanlık tarihinin başından itibaren hep savaşların olduğunu kaydeden Furkan Nehri “Dünya, ilk insan olan Hz. Âdem’in çocukları Habil ile Kabil’den beri birbirine güç üstünlüğü sağlamaya çalışan insanlarla dolu bir gezegen oldu. İnsan sayısı çoğaldıkça farklı insan toplulukları ortaya çıktı. Topluluklar kendilerini her zaman iyiye layık gördü ve diğer toplumları düşman olarak görüp onlarla savaştı.” dedi.
Zaman içinde mücadele etme şeklinin değiştiğini belirten Nehri “Eskiden insanlar okla kılıçla savaşırken zamanla bu savaşma şekli başka türlere dönüştü. İnsanlar silahları olsa bile kendilerine inanan ve onlarla birlikte olacak insanlara ihtiyaç duymaya başladı. Örneğin Sultan Alparslan, düşman ordusun zırhlarının sağlamlığından korkan ordusuna, ‘Onların zırhı iyiyse sizde kefen giyin’ demiş, askerlerini er kılıcı ile selamlamış ve ‘Bende sizdenim’ mesajı vermiş. Onları bu şekilde cesaretlendirerek bir nevi propaganda yapmıştır.” şeklinde konuştu.
“Propaganda Nazi Almanyası’nda katliamları bile normalleştirdi”
Propaganda konusunda Nazi Almanya ve Adolf Hitler’in de önemli bir malzeme barındırdığını ifade eden Nehri “Hitler Avrupa’da 2. Dünya Savaşı’nda yaptığı propagandalar ile halkının desteğini hep yanında hissetti. Örneğin o zamanın Propaganda Bakanı olan Joseph Goebbels oluşturduğu politikalarla Hitler’in halk tarafından destek görmesini sağlamıştır. Sürekli propagandaya maruz kalan halk Hitler’in yaptığı her katliamı, her işgali normal karşılıyordu. Hatta Goebbels binlerce insanın ölümüne sebep olan gaz odalarını Hitler’in askerlerin psikolojisi bozulmasın diye icat ettiğini söyleyerek bu vahşeti bile algı yönetimi yaparak halka kabul ettirdi.” dedi.
“İnsan algıları yalan haberlerle değiştirilmeye başlandı”
Bir dönemin en önemli iletişim aracı olan gazetenin propagandayı farklı boyutlara taşıdığını söyleyen Furkan Nehri çok partili dönemdeki bazı gazete manşetlerinden örnekler de vererek sözlerini şöyle sürdürdü: “1940’lı yıllardan sonra yaygınlaşan gazeteler propaganda aracı olmaya başlayınca işler çok farklı boyutlara geldi. İnsanların algıları manşetlerle, yalan haberlerle kandırılmaya başlandı. Ülkemizde bunun en büyük örneği olarak Adnan Menderes’i idama götüren süreci gösterebiliriz. 1950 seçimleriyle Başbakan olan merhum Menderes’in yaptığı ilk icraat, insanları 17 yıl süren Türkçe ezan zulmünden kurtarmak oldu. Sonrasında askeri cuntanın büyük baskısına maruz kalan ve ilk 4 yıl düzgün siyasetini devam ettirmeyi başaran Menderes’e halkı uğruna yaptığı icraatların bedeli 1954 seçimlerinden sonra ödettirilmeye başlandı. Büyük oy çoğunluğu ile iktidara gelen ve halkın sempatisini kazanan birisinin gayrimeşru yollarla iktidardan indirilmesinde yalan haberler de önemli bir etkide bulunabilmektedir. Bu kapsamda Menderes’in oynanan oyunlara karşı halkını yalan haberlere, algı operasyonlarına kanmayın diye uyarmaya çalışmasına rağmen 1960 darbesi ile Menderes hükümeti devrildi. Darbe sonrası halkın sokaklara inip tepki göstermemesinin sebebi, yapılan propagandalar ile Menderes’in kötü bir insan olarak insanlara gösterilmesiydi .”
“Dünya İslamofobi ile tanıştı”

Amerika’da yaşanan 11 Eylül 2001 saldırıları ile propagandanın ayrı bir boyut kazandığını ve yeni bir propaganda sisteminin geliştiğini belirten Nehri “Amerika’da Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan terör saldırısı ile dünya İslamofobi ile tanıştı. Medya üzerinden yapılan propagandalar ile İslam karşıtlığı başlayarak Orta Doğu’daki Müslüman ülkelere yapılan işgallere zemin hazırlandı. Örneğin Körfez Savaşı zamanında CNN, Kuveyt’te 15 yaşında bir kız çocuğunu kaynak göstererek Saddam Hüseyin’in askerlerinin hastanelere geldiğini ve kuvözdeki bebekleri öldürdüğünü söylediği bir haber yaptı. Bu haberle dünya Saddam’ın artık yok edilmesi gereken bir tehdit olduğunu düşünmeye başladı. O haberdeki kızın sonradan Kuveyt’in ABD büyükelçisinin kızı olduğu ve o hastaneye hiç gitmediği ortaya çıktı ama iş işten geçmişti. Propagandaya maruz kalan insanlar o bilgiyi silinmemek üzere beynine kazıdı. Sonraki süreçte de Amerika, Irak’ı işgal edip Saddam Hüseyin’i devirdi.” diye konuştu.
“Günümüzde propagandanın yeni silahı sosyal medyadır”
Furkan Nehri, sosyal medyanın da bir propaganda mecrası olarak kullanılabileceğini belirterek Arap Baharı sürecinin aynı zamanda sosyal medya devrimi olarak adlandırıldığını da ifade etti. Nehri, günümüzde propagandanın alan bulduğu yeni silahın ve mecranın sosyal medya olduğunu da söyledi.
Türkiye’de yaşanan Gezi Parkı olayları sürecinde de sosyal medyada bazı görsellerin bağlamından kopartılarak dolaşıma sokulmasını sosyal medyanın bir propaganda mecrası olarak kullanılabilmesine örnek olarak gösteren Nehri, ayrıca bu süreçte Taksim’den 10 saat aralıksız yayın yapan CNN’in tavrını da propaganda çabasının bir uzantısı olduğunu söyledi. Bu kapsamda Nehri, CNN canlı yayınına bağlanan İbrahim Kalın’ın eylemcilerin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Kısıklı’daki evine yürümesi karşısında “ABD’de eylemciler Beyaz Saray’a yürüseydi siz o zaman ne yapardınız?” diye sorması üzerine kesintisiz yayın yapan CNN’nin “Vaktimiz yok” diyerek bir anda yayını bitirmesini propagandanın bir yansıması olarak değerlendirdi.
Furkan Nehri “Biz ülke olarak sosyal medya propagandasının gücünü en son 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminde gördük. Türkiye’de insanların vatanları uğruna belki de yaptıkları ilk sosyal medya eylemi o gece yaşandı. Biz orada sosyal medya propagandasını iyi yönde kullandık ve devletimizin kurtulmasına vesile olduk.” şeklinde konuştu.
Söyleşi, Doç. Dr. Onur Bekiroğlu’nun Furkan Nehri’ye fidan sertifikası takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

Etiketler: / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ