Ondokuz Mayıs Üniversitesi - İletişim Fakültesi - Uygulama Gazetesi -

Yaşamın kıyısında bir hayat

Yaşamın kıyısında bir hayat
  • 15.11.2015
  • 555 kez okundu

2004 yılında geçirdiği kaza nedeniyle omurilik felci geçiren ve yaşadığı zorluklar sonrasında ötanazi talep eden emekli resim öğretmeni Tuğrul Cankurt resim yaparak hayata tutunuyor.

Kazadan önce aktif bir hayatı olduğunu söyleyen Cankurt, kaza sonrası vücudunun hiçbir yerinin kullanılamaz hale geldiğini söylüyor. Kaza sonucunda boynunda oluşan kırık nedeniyle solunum sorunları yaşayan Cankurt, uzun süre solunum cihazına bağlı ve konuşamaz bir halde yaşamına devam etmiş.

 “Tekerlekli sandalyemi bile mahkeme kararıyla aldım.”

Çok zor günler geçirdiğini söyleyen Cankurt, ‘’Ben 1.83 boyunda iri yarı biriyim. Kaza geçireli 11 yıl oldu ve bu süre içerisinde hareketsiz kaldığım için kilom arttı. Beni yataktan kaldırmak için 2-3 kişi gerekiyor. Tekerlekli sandalyemi bile mahkeme kararıyla aldım.” diyor. Tuğrul Cankurt’ un eşi Seviye Cankurt ise engelli bir kişiye bakmanın maddi ve manevi zorluklarını şöyle anlattı: “ Ailenin toplam geliri aile bireylerinin sayısına bölündüğünde asgari ücretin üçte ikisinden fazla bir miktar çıkıyorsa devletten para yardımı alamıyorsunuz. Oğlum 18 yaşını doldurduğu için onu hane birey sayısına ekleyemiyoruz. Eşim, emekli öğretmen maaşı alıyor. Bu rakamı ikiye böldüğünüzde devletin söylediği miktardan fazla bir miktar çıkıyor.”

 “Gözyaşını dahi silemiyor.”

Eşinin yaşadığı zor hayatı kolaylaştırmak için elinden geleni yaptığını ve bu durumdan şikayetçi olmadığını belirten Seviye Cankurt, “ Engelli bakımı çok zor. Eşim 11 yıldır bir bebek gibi yatıyor. Gözyaşını dahi silemiyor. Siz ona bakarken kendi sağlığınızdan da oluyorsunuz. Ben bunları söylüyorum ama şikayetçi değilim. Her geçen gün gençleşmiyorum, ben de yaşlanıyorum ve ileriyi düşünüyorum.’’ diyor. Ötanazi isteyen Cankurt, “Sağlıklı bir bireyken bakıma muhtaç hale geliyorsun. Günde kaç kez elini başına götürüyorsun? Birçok kez değil mi? İşte ben bunları başkasından istemek zorundayım. Dişimi bile bir başkası fırçalıyor. Tüm bunların yanında bir de dışarıdaki olumsuz şartlar nedeniyle evde hapis hayatı yaşıyorum. Benim istediğim ya insanca yaşamak ya da onurlu bir ölüm” diyor.

İlk başta karşı çıktım

Eşi Seviye Cankurt ise ilk başta eşinin ötanazi isteğine karşı çıktığını ancak gün geçtikçe eşi için yaşamın daha da zorlaşması sebebiyle bu isteğini haklı bulduğunu belirtiyor. Kazanın gerçekleştiği yıl üniversite sınavına hazırlanan oğlu Tonguç Cankurt da babasının ötanazi isteğini ilk başta kabullenmediğini ama zaman içinde bunun makul bir talep olduğuna kanaat getirdiğini söylüyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Tonguç Cankurt insanların hayatları üzerinde söz ve eylem hakları olduğunu belirtiyor.

Ötanazi isteğine İsviçre’den olumlu yanıt

Başka ülkelerden de ötanazi isteğinde bulunan Tuğrul Cankurt’ a olumlu yanıt İsviçre’den gelmiş. Ancak İsviçre bu hizmeti para karşılığında yapıyor. Klinik ortamında gerçekleştirilen uzun bir fiziksel ve psikolojik tedaviden sonra ötanazi uygulanıyor.

 4 kişisel sergi açtım

Yıllar süren fizik tedavi sonucunda sağ omzundaki ufak hareketlenme sayesinde resim yapan Tuğrul Cankurt kazadan sonra her birinde en az 40 resminin bulunduğu 4 sergi açmayı başarmış. 4. kişisel sergisini 1 Ekim’de açan Tuğrul Cankurt ‘’ Her insan öleceğini bilir ama her gün oturup öleceği için ağlamaz. Ben ötanazi istiyorum ama bu durumdayım diye oturup tavana bakmıyorum. İnsan ürettiği kadar insandır. Sağ elime bağlanan bir fırça ile resim yapmaya devam ediyorum.’’ diyor.

 

Etiketler: / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ